Bir Avuç Şiir

SEN O RESMİ YAPACAKTIN ABİDİN

Yalnız olan dağlar değil, Dağkapı’dır

Dağkapı Diyarbakır’da

Bir meydanın adıdır

Bu meydanda Abidin’i ağırlamak

Doşo’nun muradıdır

.

Bir çocuk geçiyor

Parke taşlı

Bağrı yaşlı dar sokaklarından kentin

Bir çocuk geçiyor, sabah sekiz,

Öğlen on bir arası

Terli elinde kalmış

Kül olan bir kulübenin karası

Bir çocuk geçiyor çığlık çığlığa

Kolunda satır

Gazetede kurşun yarası

Bir çocuk yatıyor

Gazete satıyor

.

Sen o resmi yapacaktın, Abidin

Bir fırçada ejderhanın

Yedi başından birini

Koparacaktın

Pencereden kar yerine kir geliyor

Kardelenler kar yerine kir deliyor

Ellerin kapanmış Yüzlerine

Bir sergide gizli gizli

O türküye ağlıyor

Pencereden kar geliyor, aman Ali’m

Gurbet bana zor geliyor

.

Öksüz kaldı resimlerin

Çekip gittin koca usta

Çekip gittin bir gurbete

Kim bilir kaç treniyle

.

Ey fırçasından şiir akan

Resmin kara yağız ozanı

Prencereyi açıp yollara bakacaktın

Ve bir sabah yüklenip çizgilerini

Doşo’nun tezgahına dökecektin

Yanan ülkenin ortasına

Kardeş bir su gibi akacaktın

O çocuğun yanağına

Mutlu bir gülüş bırakacaktın

Sen o resmi yapacaktın üstad

Yapacaktın
.

BULUTLARIN GÖZYAŞI

Sen uyurken

Kırlarda yatan benim

Sabah seni serinleten çiseyim

Sevdalı bir bulutum ben

Sen uyurken suyumu çalar felek

Canımı alır sen uyurken

Uykuna düşer gözyaşlarım

Yağmur sanırsın sen

Sevdalı bir bulutum ben

.

Duman yurudi dağa

Geliyi yağmur, aha

Ağlama kara duman

Ben ağlamadum daha

.

Atma felek o taşi

Ağlatma kurdi kuşi

Bu yağan yağmur değil

Bulutlarun gözyaşi

.

Suyumi çalanlara

Canumi alanlara

Ben nasil inanayim

Kuyrukli yalanlara

.

Deremi dolandurma

Suyumi bolandurma

Kim aldi kim veriyi

Kimun malini kima

.

Atma felek o taşi

Ağlatma kurdi kuşi

Bu yağan yağmur değil

Bulutlarun gözyaşi

.

KUŞ RÜYASI

Ben o düşe daldığımda

Daha dünkü bir kuştum

İki dirhem canım vardı

Kendi dalıma uçtum

.

Ben o dala uçtuğumda

Kendi sesime koştum

Rüzgar ile çöller aştım

Yağmur ile buluştum

.

Aldığım bir derin soluk

Yurdumdayım üstelik

Kanadımda iki delik

Kendi göğüme düştüm

.

Ben o göğe düştüğümde

Rüzgara arkadaştım

Ben o düşe daldığımda

Yağmura arkadaştım

.

(Musa Anter’den Sabahattin Ali’ye, Ümit Kaftancıoğlu’ndan Hrant Dink’e kadar; hain tuzaklarda ensesine iki kurşun sıkılarak öldürülen Türkiye’li aydınlar için)

.

BU DUVAR

Ey bu korku düzenini kuranlar

Güvercinin kanadını kıranlar

Ne krallar, padişahlar gördü bu devran

Nice şahlar

Ne sultanlar

Tiranlar

.

Özgür akıl kuşatılmış, kalemler hapis

Hiçbir yerde adı yok emekçinin

Emeklinin, işsizin

Bir onurlu yola verdik yüreğimizi

Bu sessizlik yanıltmasın sizi

.

Pancar öldü

Pamuk öldü

Fındık öldü

Sırada ne var?

Yıkıyoruz

Yıkılacak bu saltanat bu duvar

.

Haydi gencim

Haydi yaşlım

Haydi dostum

Kardeşim

Bir olalım

Bu tezgahı kıralım

Daha adil, daha güzel

Bir Türkiye kuralım

.

YALAN

Ağla yaralı kalbim, hepsi yalan
Ağla, bir avuç küldür elde kalan
Artık savrulup gitsen de rüzgara
Ağla, mazidir şimdi senin olan

.

Dokunduğun el yalan
Sakındığın gül yalan
Sel akar, kum olur geriye kalan
Ağla yaralı kalbim, hepsi yalan
.

Sorma sebebi neydi, kimdi, neden?
Sorma, bir oyun belki sürüp giden

Artık durulup dönsen de kendine

Sorma kazanan kimdi, kim kaybeden

.

MEMLEKET VE GÜL

(Geçmişten Geleceğe)

Sevdamız bir uzun bakış

Ey memleket, ey soylu düş
Ömrümüze girip oturdu kış

.
Bir gül idin derilmemiş
Daha gün yüzü görmemiş
Örselenip kırılmamış
.
Ne bu sürgün, ne bu gidiş
Ey memleket, sevdalı düş

Katlimize ferman bu son gülüş

.

KİRAZ MEVSİMİYDİ

Kirpiklerini hançer gibi kaldır

Öyle düşmem, tam kalbime saldır

.

Ben nereye demir atsam

Ah, yasaklı sulardayım

Ne çıkar ki batsam, yana yatsam

Yelkenimde saklı kalsa rüzgar

Oysa kiraz mevsimi

Önüm yaz, ardım bahar

Her sabah ayazında

Kirpiklerim buz tutar

Oysa daha düşmedi

Dallarıma kar

.

Ben nereye demir atsam

Ah, yasaklı sulardayım

Ne çıkar ki batsam, yana yatsam

Yelkenimde saklı kalsa rüzgar

.

Kirpiklerini hançer gibi kaldır

Öyle düşmem, tam kalbime saldır

.

O DUYULMADIĞIMIZ YER

-F Tipi Tecrit altındaki devrimciler için-

içimde bir eski sızı

bana yasak insan yüzü

viran ıssız bu diyarda

ne bir iz var, ne gökyüzü

.

bir yıldız akar geceye

söz olur döner heceye

benim için ağlamayın

diyet ödendi acıya

.

o cehennem denilen yer

duyulmadığımız yerdir

ömrümüzü kıran duvar

yurdumu saran duvardır

.

bir gün olur sizi bulur

gelir kapınızı çalar

girip uykunuzu böler

taşı deler kelimeler

.

bir yıldız akar geceye

söz olur döner heceye

bizim için ağlamayın

diyet ödendi acıya

.

 

GİZ

Seni böyle seversem asarlar beni

Bir deniz fenerinin söndüğünü görürsün

Evlerine kapanır gemiler

Sis basar bütün limanları

.

Seni böyle sevdiğimi bilseler asarlar beni

Yokluğunu anlatırlar önce bir güzel

Dudaklarım çatlayınca susuzluğuna

Sabah beş buçukta ipe çekerler

.

Seni böyle sevdiğimi bilemezler

Bilseler de bilemezler

Ay batar

Gün doğar

Yer oynar yerinden

Duyamazlar

.

PHOENIX

Biz ki en sağır kulaklara

Sevdalar fısıldardık

Sabah serinliği taşırdı

Ezgilerimiz

.

Kan uyku ifazları için

Kapılar çalındığında

Burçlarımızda beyaz kefenleri

Kana bulayıp

Kollarına saldık

Rüzgarın

.

Ölüm

Çaresiz

Kalıp

Çığlıklar

Attı

Arkamızdan

.

Bizim olsun istemiştik

Sabahına yaslı başlanmayan gün

Sürülen tarla

Tüten baca

.

Kalmasın istemiştik bir tek ayak çıplak

Bir tek dal susuz

Bir tek ayak yorgun

Yarınsız

Ekmeksiz

.

Yaralıydı

Tutsaktı vatan

Kendi gölüne sürgün

Ak bir kuğu gibi

Çünkü gün işgal altındaydı

Ve biz

‘pimi çekilmiş yürekle’

Dalmıştık

Ortasına

Karanlığın

.

Dilimizde kurtuluş türküleri

Mataramızda ab-ı hayat

Ve düşerken

Özgürlük renginde bir gülüş vardı

Yanağımızda

.

MEKTUP

Kış gelirken geleceğim

Başaklar biçilmiş

Ve son kırlangıç da terk etmiş olacak köyü

.

Çekeceğim ayağıma kara lastiklerimi

Ve düşeceğim yola

Arkamda çamurlu izler bırakarak

.

O geldi diyecekler duydun mu

Sesinin titrediğini nefesinden anlayacağım

Havada titreyen nefesinden

.

Kış gelirken geleceğim

.

BAĞIŞLA BENİ

Denize her dalışımda

Bir avuç güneş getirirdim

Bakışlarım ısınırdı

.

Ama her seferinde

Hoyrat bir yel söndürmek isterdi

Günün yittiğini sanırdım

.

Bir martının bağırışını görürdüm

Gagasını uzatır uzatır çekerdi

Bir arı vızıldardı beynimin ta ucunda

Acılarımı saklayacak bir yer arardım

.

Bir başıma kaldığımı sanırdım

Avuçlarımdan bir yıldız kayardı

Alacakaranlıkta biri düşlerime

Siyah bir çelenk koyardı

Korkardım

.

Kamyonlar dolusu ölüler geçerdi evimin önünden

İçeride gümüş gözlü bir çocuk ağlardı

Kalın bir sis otururdu geceye

Şarabım kan kokardı

.

Balıkçı türkülerini yığardım heybeme

Günün kirini yıkamak için

Bir türlü gücüm yetmezdi

Ya da ben öyle sanırdım

Yorgun bir umuda sarılırdım

Kan bürürdü gözlerimi

Upuzun bir öpüşle boğulmak isterdim

Sevgilim

Sevgilim

Bağışla beni

.

UMUTSUZ BİR ŞARKI

Bir gün gideceksin buralardan

Yaz yağmuru gibi süzüleceksin

Ve ben

Her kuzu kesilişte

Başını yana yıkıp senin

Hüzünlenişini göreceğim

Ve çam kokan puşiyi sararken başıma sabahları

Horon çevirdiğimiz günü anacağım

Gözlerim acıyarak

.

Çıkmam ki ben

Çıkmam ki ben sabaha

Gün açar mı

Gün doğar mı bilmem ki

Bir daha

.

Bir gün gideceksin buralardan

Pırıl pırıl ışıklı bir istasyonda

Kalkarken yedionbeş treni

Tüm yorgunluğunu unutmuş

Elinde ufacık valizin, kitapların

Ve göklerle baş başa bırakıp

Beni

.

 

YAĞMUR KUŞU

Düşmedin elden ayaktan

Niye giyindin alları

Esiyor başında hala

Kavak yelleri

.

Öt bakalım yağmur kuşu

Bile geçelim bu kışı

Kar altında bahar düşü

Açar yolları

.

Çoğu sende

azı değil

Gönül buna

razı değil

Yüzümde yar yüzü değil

Sevda çölleri

.

Geri al artık ömründen

Ödünç verdiğin yılları

Bekliyor seni dağların

Yaban gülleri

.

Eğil öp kendi yaranı

Bekleme merhem süreni

Bir türküye saklar seni

Dostun dilleri

.

Çoğu sende

azı değil

Gönül buna

razı değil

Yüzümde yar yüzü değil

Sevda çölleri

.

GÜNEBAKAN

Bırakmasın seni yasta, yıkıntılarda

Felek yine pusudadır, sesin uykuda

Kuru bir gül bile olsa yolla dostuna

Rengini kimse bilmesin

yüreğimdesin –

Eski yaradan iz

Yeni başlayan söz

Küle gizlenen köz

gibi

Yüreğimdesin

Kendi meyve yüklü dalın sana yasaklı

Bak, yine de avucunda dünyalar saklı

Geriye gözyaşı değil, sevdamız kaldı

Bu sevda önünde eğil

yüreğimdesin –

Güneşe bakan yüz

Tenimi yakan tuz

Bahara çıkan güz

gibi

Yüreğimdesin

.

 

İTHAKA

– Sevgili Kazım Koyuncu için –

Önümüzde

Bizden uzak, bize yakın

Bir yer var

.

Hiç kaygımız yokmuş gibi

Yürüyelim

Güzel çocuk

.

Nasıl olsa göğsümüzde

Bize ait  soluğumuz

Söylenecek sözümüz var

Az buçuk

.

Hayattan alacaklıyız

Yürüyelim güzel çocuk

Kıyıları dövsün deniz

Gel diyelim, gelen biziz

İşte biz

Yine biz

.

Hiç kaygımız yokmuş gibi

Yürüyelim

Sular gibi

Deniz gibi

Dağlar gibi

İzinsiz

.

BANA BENZEYECEKSİN

Kal desem de faydası yok

Belli ki gideceksin

Kendini boş bir hayale

Emanet edeceksin

.

Yelkeninde rüzgar yok

Bana benzeyeceksin

Geçmişini bozdurup

Bozdurup yiyeceksin

.

O çalı süpürgesine

Binecek, gideceksin

Issız, izbe bir diyarda

Yitip tükeneceksin

 

Yelkeninde rüzgar yok

Bana benzeyeceksin

Geçmişini bozdurup

Bozdurup yiyeceksin

.

GEÇ Mİ KALDIM DERSİN

Derin suları geçip de geldim

Bu yüzden

Geç mi kaldım dersin

Yüksek dalgalar vardı ve ben

Sakat bir takayla geldim sana

Afedersin

.

Güneş söndüğü zaman her akşam

Denizden

Beyaz bir kuş öterdi

Kiraz mevsimi değildi, gülüm

Bir tutam fesleğen gibi

İçimde tüterdin

.

Çalıversem kapını

Bir adım kuytulardan

Gülüşün kadar yakın

Bir asır ötelerden

.

SEVME DERİM

İçimdeki viran bağa

Gireceksen girme derim

Diken almış güllerimi

Dereceksen derme derim

.

Kim yanar kimin derdine

Beni acılar yurduna

Bir de düşürüp ardına

Yoracaksan yorma derim

.

Yiğit ayrılsa yarinden

Bir bulut oynar derinden

Ömrümü orta yerinden

Kıracaksan kırma derim

.

Uyku tutmaz ayazdayız

Nerede baş koyduğum diz

Kabuk tutan yaraya tuz

Süreceksen sürme derim

.

SEN DE GİDECEKSİN

Haşaif kuşları yorgun kanatlarıyla

yola dizildiğinde

Sen de gideceksin

Başında çam kokulu puşin olacak

Ayağında buluttan bir deniz

Bensiz

Benden habersiz

.

Çifte puğarlar yine ıssız akacak

Göklerle baş başa kalacağım

Hasret kış olup örtecek üstümü

Buz içinde, bir sır gibi

uykuya dalacağım

.

Oy benim mavi gerdanlı yayla kuşum

Oy dağlı kız

Yine bensiz gideceksin, hemi

Benden habersiz

.

KIRIK BİR ŞARKI

Uzun yıllardan sonra seni gördüm dün

Beyaz bir kuğu gibi gidiyordun

Uzak bir yolcu gibi baktın yüzüme

Ömrüm gibi biraz kırgın, biraz yorgun

.

Ay bu gece dolunay

Yarim gibi salın ay

Al bu son gülüşümü

Kaybolan yıllara say

.

Beni kırlara bırak yağmura toza

Beni bahara değil, sarı güze

Başımda ötsün yine o masal kuşu

Beni dağlara bırak rüzgara buza

.

Ay bu gece dolunay

Yarim gibi salın ay

Al bu son gülüşümü

Kaybolan yıllara say

.

NEDİR Kİ

sabreyle diyorsun

sabır nedir ki

geçiyor ömrümüz

taşlara sor beni

kalır mı diyorsun

kafeste bu yürek

bilinir eşgalim

kuşlara sor beni

ilkyazın yağmuru

yıkasın kırları

kar boran kışlara sor beni

.

sevdam ile bir tutulan

uğruna bin yıl yatılan

mavzerim gibi çatılan

kaşa sor beni

.

sitem yok diyorsun

sitem nedir ki

gidiyor dostlarım

matem nedir ki

ağlama ardımdan

anlamak dururken

bu bizim türkümüz

düşürme dilinden

emanet etmişim

bir güle ben seni

solmayan düşlere sor beni

.

dağlar aşar çölün olmaz

ele kalır elin olmaz

zindan içinde eğilmez

başa sor beni

.

BİR ESKİ RESİM

Başımıza gelen bunca şeyler

İnandığımız içindi aşka

Oysa dudağımda tek seda yok

Susup söylenen sözlerden başka

.

Gel konuşalım desem

Sesimde izi kalır akan yaşların

Elimi göğsüne değsem

Avuçlarıma dolar

Yürek atışların

.

Kucağımda fotoğraflar, kulağımda eski sesler

Düşer gelir ardım sıra

can düşmanım

arkadaşım

her kimse

Beyaz bir martı tüyü suya nasıl düşerse

.

Öptüğüm o resmin yarasından

Ateşe verilen bir köy damlar

Kapanır, önemi yok desen de

Geçmişi anar eski yaralar

Gel konuşalım desem

Sesimde izi kalır akan yaşların

Elimi göğsüne değsem

Avuçlarıma dolar

Yürek atışların

.

İKİ

Aşkın götürdüğü yere

Yürüyecek halın mı var

İki kelam zülfü yare

Söyleyecek dilin mi var

.

Gönül ne düşersin dara

Geldiğin yer değil bura

Hak aşkına iki lira

Verilecek malın mı var

.

Yediveren gülün mü var

Taze bahar dalın mı var

Arı olsan bir peteğe

İki dirhem balın mı var

.

Gecede kar ile bora

Savurur uzak bir yere

Benim gibi iki çıra

Yakacak bir kulun mu var

.

YÜK

Kendini bir yük gibi sırtında

taşıyamazsın

Bu cangılda çığlıksız

yaşayamazsın

Kirlenmiş değil

gülüm

Kirletilmiş bir bahçede büyüyoruz

.

Harcımız değil

Lekesiz bir martı gibi konmak

Kayalıklara

.

Önümüzde dünya diye

Bir fıçı barut durmaktadır

İnsan yanımız ilkel bir yarışa

kurban edilmektedir

Savaş davulunu çalanlar, her gün

Beynimize vurmakta

Bir eski zaman kovboyu

Tehditler yağdırmaktadır

.

Karşılığı gurbet

Karşılığı göç, özlem

Kıtlık

Kıyım

Ayrılık

.

Gözleri parlıyor çocukların

Gömleğimi şişiriyor rüzgarı

göğsümde patlayan bakışlarının

Ben bu yükü sırtımda

taşıyamam

Bu cangılda çığlıksız

Yaşayamam

.

 

BASRA’DA BAHAR

Gözünün üstünde

kaşın varmış

karaymış

Eteğinde taşın varmış

.

Suçun ağır

Komşu kızı

Söz dinlemez başın varmış

.

Hurma ağaçları bu yıl

çiçeğe durmayacak

Okyanus ötesinden

Silikon yürekli

vahşi adamlar

Neyin var neyin yoksa, alacaklar

Seni saçlarından tutup

Yere çalacaklar

.

Sonra

Kadeh kaldırıp Basra’ya karşı

Kanını içecekler

Suçun ağır

Komşu kızı

Irzına geçecekler

( “Kitle İmha Silahı” bulundurduğu bahanesiyle ABD’nin Irak’a saldırmak için horozlandığı günler )

.

B A Ğ D A T

Bir varmış

Bir yokmuş

Aşağıda ekmek yokmuş

İlaç yokmuş

Süt yokmuş

Petrol çokmuş

.

Bir yokmuş

Bir varmış

Yukarıda

Uçan halılar değil

Bilim varmış

Teknik varmış

Özgürlük varmış

Yağmış

Yağmış

Yağmış

.

Bir varmış

Bir yokmuş

Bağdat masallarda kalmış

(Bağdat, Sonsuz Özgürlük” adına Amerikan

uçakları tarafından bombalanırken)

.

YABANCI DEĞİLSİN BANA

Soluduğum şu havada

senin kirin var

İçtiğim suda zehirin

.

Etime saldırıyorsun,

Kanım doluyor avuçlarına

Tırnakların var senin

Banknotların

Bankaların

Çok uluslu tapınakların

.

Bayrağını

Sidikli bir kovboy taşıyor

Üstünde kırklı yıllardan

bir onbaşının

Parmak izi yaşıyor

.

Ey ipek yollarında sürten havari

Bir uygarlığı

Kül ile örten küstah süvari

Seni dişinden

Seni tırnağından

Kalbime süzülen kan ırmağından

tanıyorum

Yabancı değilsin bana

( Irak yerlebir edildikten, soyulduktan, yağmalandıktan, müzelerine kadar talan edildikten sonra )

.

 

G Ü L Ü M S E M E

Bir

kapatırsın

gözünü…

Bir açarsın,

Yanağında bir kızartı

Ne rüzgardan

Ne yağmurdan

Ne buzdan

.

Bir bakarsın

Hayat akıp önümüzden

Geçip

Gitmiş

Yanımızdan

.

Göğsümüzde

Uçup duran

bir kırlangıç

Yorulmuşuz

Kırılmışız

Sürülmüşüz ilimizden

.

Bir

kapatırsın

gözünü…

Bir açarsın,

Yanağında bir kızartı

Ne güneşten

Ne denizden

Ne tuzdan

.

O perdesiz

O üniversiteli

O güzel

Hep verici

Deli günlerimizden

(Çünkü o günler ; hesapsız, kitapsız, perdesiz, içten ve yargısız günlerimizdi. Ne mutlu.)

.

 

BUĞDAY TANESİ

Bekle kar altında kalan buğday tanesi

Yine onun sularıyla yeşereceksin

Gözyaşları çare değil ağlama,

büyü

Başını dik tutabilirsen boy vereceksin

.

Korku kar eylemez

bir kez yola düşene

Sen bir aşkın içindesin,

yaşayacaksın

Dört yanını börtü böcek sarsa ne çıkar

Toprağa sıkıca sarıl

baş edeceksin

.

Her yanında allı morlu güller açar

türlü türlü

Bu fırtına dünden belli

baş edeceksin

.

SEN GİDERSEN

Sen gidersen

Ayrı telden çalar rüzgar

Düzeni bozulur şarkıların

.

Sen gidersen

Yalpa vurur güvercin kanadı

Akşam iner omuzlarıma

.

Sen gidersen

Bir çocuk çığlığı düşer

Keskin, derin kayalıklara

.

Sen gidersen

Bir barikatta bulurlar ölümü

Yağmurlar dolar üstüme

.

Örselenmiş bir dal gibiyim,

sar beni

Sen gidersen küle çevirir kor beni

Bunun adı ayrılık değil sevdiğim

Ele değil

Yere ver beni

.

GİTTİN  YA

Onca yılı

bir kalemde

attın ya

.

Bir

gülüşüm

vardı

zehir ettin ya

.

Bir yalanın

arkasından

gittin ya

.

Göğsüme

bir

bıçak gibi

battın ya

Ne diyeyim

.

Yar dediğin

yari halden hallere

Düşürüp dillere

Vermez ellere

.

Yaa

Reklamlar



%d blogcu bunu beğendi: