Meşale

10 06 2017

 

Açlığın elli dokuzuydu yanılmıyorsam. Sabah ayazında gelmiş, günlüğe iki satır yazmış, konuşmuş, analarla tanışmış, dizimin dibine kıvrılan köpeği sevmiş, insan hakları evrensel bildirgesini okumakta olan anıt heykeli uzun uzun süzmüş, seyretmiş, akşamın ayazında sokaktaki sobayı yakmış, kenarında şiir okumuş, hep beraber şarkı söylemiş, halay dönmüş ve dönüş için izin istemiş, vedalaşmıştım.
Dostlarıma tek tek sarılmış, göğsüme basmış ve ayrılmışım.

Ben orada, o anıtın dibinde direnen büyük insanlığa bir şiir borçlanmıştım.
Bütün bunları hak edecek ne yapmışlar?
Ben birini biliyorum yalnızca; karanlığı çaresiz bırakmıştır o gülüşü Nuriye’nin, evet ama diğer arkadaşlar için ne gerekçe gösterilmiş?
İktidarın sevmediği mahallelerdenmiş hepsi!

 

.

MEŞALE

 

-söz vermiştim çocuklar, bu şiir size-

 

Yanıp yanıp küllerinden

Dirilerek gelenleriz

Harladığın o ateşi

Bilmedin mi ah zavallım

Senden önce bilenleriz

.

Karıp yoğurduğun hamur

Mayası kan ile çamur

Ömrümüzü çalanların

Duymadın mı ah zavallım

Uykusunu bölenleriz

.

Karanlığı tutuşturan

O ışığa dönenleriz

Biz ekmeğe suya değil

Görmedin mi ah zavallım

Adalete kananlarız

.

Dağılır bir gün sürünüz

Gelir beklenen sorunuz
Biz yitip kaybolan değil

Bilmedin mi ah zavallım

O soruyu soranlarız

.

Başımız dağ yürek deniz

Umudun ülkesindeniz

Biz halkın uğultusunu

Duymadın mı ah zavallım

Sevdasına sunanlarız

.
Semih ve Nuriye hapis

Aç dövüşülmüştür üç ay,

dile kolay

Mehmet sürgün edilmiştir

Acun öğretmende pil var

Esra’yı astım zorluyor,

ne olur bilinmez yarın

Alçak bir yel dolanıyor

Üstünde başakların

.

Bir gecede listelenip

Bir boşluğa destelenen yüz bin kardeş

Ne işin var, ne selamın, ne sesin

Senin için tükeniyor nefesim

Nerdesin?

.

Ejderha olmuş geziyor gülüm

Abdest aldırılmış bir zulüm

Varmasa bile dilim, söylemeliyim

Çoktandır başladı vicdanda ölüm

.

Anacığım saçlarından sürüklenip atılmış

Gaz altında boğuluyor sokağım

Sığındığım heykel tutsak

Gölgesinde iki büklüm bir ülke var, kimse yok

Hepsi birden üşüşmüşler üstüne, Veli tek

.

Ankara’nın ortasında bir meşale yanıyor,

ısınıyor insanlık

İki adım uzağında taş binada, no problem,
her şey güllük gülistanlık

Gazeteler yedi renkli

Seç beğen al,

her birinde aynı başlık

Saz kırılmış, kalem hapis

Şu Allahın lütfüne bak

Ekranlar günlük güneşlik

.

Bu bir onur kavgasıdır
Bu bir rıza lokmasıdır

Öldürdüğün evladımı istiyorum

Benim oğlum bir torbada birkaç kemik,

çoğu kırık

Yok diyorsun

Vermiyorsun

Seksen yaşıma bakmadan

Acım sürsün istiyorsun

.

Dersim’in orta yerine

Güneş gibi batıyorum

Her yılıma bir gün verip

Açlığa yatıyorum

.

Bana bağlı haklarımı ver diyorum, vermiyorsun

Gasp edilen emeğimi gör diyorum, görmüyorsun

Ve görünür kılıyorum kendimi

Payitahtın ortasında bir beşiğe bırakıp

Açlığa yatırıyorum

.

Bundan sonra

Kuyunuz taş dolacaktır

Bundan sonra kurunuz yaş

Yazınız kış

Dolunuz boş olacaktır

.

Ben kim miyim?

Ben dünyayım

Ben hayatım

Ben insanım

Memleketim

Sen kimsin!

.

İstanbul, 04 Haziran 2017

http://www.insanhaber.com/soz-vermistim-cocuklar-bu-siir-size-makale,80088.html

Reklamlar

İşlemler

Information

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s




%d blogcu bunu beğendi: