Aman Gardaş Bu Ne Haldır!

23 08 2016

Antep’te bir düğünde (en mutlu günde) patlatılan bombadan sonra esip gürleyen  “milletin oylarıyla seçilmiş ilk cumhurbaşkanı”, arkasında elliden fazla ölü ve yüzden fazla yaralı bırakan saldırının amacını çözmüş, her zaman bağladığı yere bağlamış:

“ Türkiye’de bayrağı indirmeye, ezanı susturmaya, vatanı bölmeye, milleti parçalamaya bu eli kanlı güçlerin nefesi de takati de yetmeyecektir!”

Antep düğününe kan doğrayan bu yaratıklara nefes olup takat kazandıran politikalar nerede üretildi, nasıl hayat buldu, kim kime hangi uğursuz kapılar ardında taşeron oldu?

Suriye topraklarındaki Emevi Camiinde namaz kılma hasretiyle kimler yandı tutuştu?

Hiç sevmeseniz de, bu “laik” cumhuriyetin bir kurucu önderi ve ona ait “yurtta barış dünyada barış” ilkesi (fetihçi olduğunuz için benimsemeseniz bile) vardı… Nesini beğenmediniz? Sultanahmet Camiinde kılacağınız namaz neyinize yetmiyordu?
Takati ve nefesinin yetmeyeceği söylenen IŞİD adlı takımın Antep örgütlenmesi hakkında araştırma önergesi verildiği zaman buna kim karşı çıktı, kimin oylarıyla reddedildi?

Antep’te canlı bomba yeleği diken dükkanlar bile herkes tarafından bilinirken, bir düğünde süslenen siyah gelin arabasındaki IŞİD sembolü için “ne olmuş yani, o peygamber mührüdür” deyip arka çıkanlar kimlerdi? Bu lanetli iklim kimlerin işbirliği sayesinde başımıza çöktü?

Siyasal İslamcı iki fraksiyonun iktidar kapışması olmasa ortaya saçılmayacak olan bu bataklıktan kimler sorumludur? Şimdi kalkmış, 15 Temmuz’un ikinci kurtuluş savaşı olduğu yönünde bir masalı anlatıyor kimileri… Kim kimden kurtuluyor? 14 yıl boyunca memleketi birlikte kandırdınız, ortağınız size kazık atmaya kalktı diye mağdur mu oldunuz yani bir anda?ANTEP

“Bu zındıklar bizi de kandırmış, Allah hepimizi affetsin” diyerek içinden sıyrılabilecek misiniz bu lağımın? En az 10 yıl gayrı resmi bir iktidar ortaklığınız olmadı mı bu “paralel” yapıyla?

Bakın, daha dün bir sünnet düğününde kavga çıkmış… Pilav dağıtırken torpil geçilmiş birilerine! Önceki gün, yaratığın biri 12 yaşındaki kendi öz yavrusuna tecavüz etmiş… Bir başka gün dokuz aylık bebek aynı akıbete uğramış… Yurdun her yeri cehennem! İnsanlıktan çıkmış bir araziyi paylaşıyoruz ülke diye! Bu atmosfer kimlerin eseridir? Hangi kültür hakim kılınırken oldu bütün bunlar?
İfade özgürlüğünün ve demokrasinin d’sinin bile olmadığı “demokrasi” nöbetleriyle gelen OHAL nasıl bir haldır mesela? Başarısız darbecinin başarılı olsa yapacağını yapmanın neresi demokrasiciliktir?

80 bin kamu çalışanı işten atılmış, sanatçılar kovulmuş, gazetelere baskın yapılmış, tutuklamalar otomatiğe bağlanmış, ispiyonculuk almış yürümüş, seçim döneminde AKP’li vekilin hastanede propaganda yapmasını engelleyen doktor fırsat bu fırsat diyerek şimdi (evinde Elvis Prestley ve klasik müzik albümleri delil gösterilerek) tutuklanmış, “paralelci” cemaatin yerine geçmek için başka cemaatler birbiriyle rekabete tutuşmuş, tiyatrolardan TRT’ye ve Çay-Kur’a varıncaya kadar onlarca kurum özelleştirme tehditi altında esas duruşa geçirilmiş!
Bütün bunların darbe girişimiyle ve OHAL’le nasıl bir ilgisi var? Var mı?

Yok ama var!

80 darbesi niye olmuştu? 24 Ocak kararlarını rahatça uygulamak için… Yani sermaye sınıfına nefes ve takat sağlamak için, değil mi?

Soldan yükselen halk muhalefetini terörize edeceksin, resmi ve sivil faşist güçleri sokağa salacaksın, kalabalığı canından bezdireceksin, düzenin işleyiş mekanizmalarını algılayıp bilince dönüştürmesine engel olacaksın!

Şimdi de aynı… Bu hal, o haldir!

Hangi şeyin adı toplumun gözüne sokuluyorsa, o şeyin altı oyuluyordur. Nöbetini tuttukları “demokrasi” için OHAL sopası sallamaları, faşizmin katmerleşeceği anlamına gelir. Alevi açılımında Aleviler, Roman açılımında Çingeneler, Kürt açılımında Kürtler keleğe getirilmedi mi? “İşçi hakları tavan yapacak, sendikal özgürlük gelecek” diye propagandaya başladıklarında, kazanılmış hakları kazımak, sendikalaşan işçileri işten atmak için kafa yoruyorlarmış meğer, gördük. Kıdem tazminatı neden kılçık gibi boğazlarında duruyor?  Bir “darbeyi” bastırdığını söyleyen güç, okkalı darbenin yapacağı ne varsa yapıyorsa görünen köyü tarife gerek yoktur: Sermaye için cennet, emek için cehennem!
Bu cehennemde toplum için bir gelecek projesi aramayın, yoktur. Varlık nedeni Neo-Liberal kölelik düzenini tahkim etmek olan bir iktidardan söz ediyoruz.

Varlık Fonu dedikleri şey bile tek başına bu işareti vermeye yetiyor. OHAL’in kimin için OHAL olduğunu anlamaya çalışmak vakit kaybıdır anlayan için ama AKP’nin peşine takılan çulsuz kalabalık bunu yaşayarak anlayacak… Anlatmayla anlayacak durumda değiller şimdilik, bir transın içindeler. Har vurup harman savrulan yüz yıllık birikimden arta kalanlar, gözden kaçanlar ve OHAL öncesi talan etmek için cesaret edilemeyenler büyük bir iştah ve cüretle talan edilecek şimdi. El konulan varlıklar devletin değil iktidarın emrinde vergiden ve denetimden uzak bir kaynak denizi olarak kullanılacak, göreceğiz.

Sermayeye peşkeşin tavan yapacağı günlere geleceğiz. Derelerimiz ve ekolojik çevremiz de bu tehditten payını alacak, İşsizlik Fonumuz  da! Para eden ne varsa hepsi aynı amaç için kullanılacak ve şu soruyu sormak kimsenin aklına gelmeyecek: İşsizlik Fonu ve derelerimiz ile OHAL’in veya “darbenin” ne ilgisi var? Bu fon FETÖ dediğiniz kopukları mı finanse etmişti şimdiye kadar?

80 darbesi kimlerin torbasını doldurduysa, şimdiki hal olan OHAL de aynı torbayı dolduracak. İslamcı sermaye bir biçimde ulusal alana entegre oldu, ekonomide kapladığı yer kadar siyasal alanda da bir temsil ağırlığı zorladı kendine ve bunu Ergenekon harekatı ile buldu. Şimdiki sancı, benzer bir entegrasyonu gerçekleştirmek isteyen Kürt ulusalcılar tarafından yaşanıyor ama onların elinde Ergenekon’a benzer bir araç yok, bu nedenle 30 yıldan fazladır yürüttüğü silahlı mücadeleyi zorluyor. Devlet düzeyinde ulusal bir temsiliyet kazanan “Müslim” burjuvazi ise, Kürt ulusal burjuvazisinin de benzer bir temsiliyet kazanmasına eskiden kavga ettiği “Türk” burjuvazi ile birlikte karşı koyuyor. “Laik” sermaye ve “Yeşil” sermaye için sorun yok, torbalar güven içinde dolmaya devam ediyorsa niye sorun olsun ki? Nasıl olsa OHAL denilen bu hal başkasının halidir.

Reklamlar

İşlemler

Information

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s




%d blogcu bunu beğendi: