Özgür ama Yalnız

30 04 2016

Böyle bir konuda yazıyorsanız, gerekçelerini sıralamadan son lafı başta söylemezsiniz genellikle ama söylemek zorundayım: Kültür ve sanat hayatımız toplumsal ölçekte bir çölleşme tehditi altındadır.

Bunu yeni mi öğrendik? Hayır.

Ben şimdi söyledim diye mi öyle? Hayır.

Hayata güzel bir dünya özlemiyle açılan her göz bunu görür, yürek titrer, dil söyler, bilinç yoğurur. Bilicin yoğurduğu hamur, insan hamurudur. Havanda su döver gibi yoğrulan hamur işe yaramaz. “Biz” olma bilinciyle girişilen yoğurma eylemi, yerinden doğrulmayı hedef alır kendine. İnsanın yerinden doğrulması, iri ve diri olmanın güzelliğiyle yol alır, kendini bulur. İri ve diri olmak; ur gibi büyümek değil, bir olmaktır. Birbirinden ayrı yapayalnız çok sayıda “bir” değil, “biz” yani omuzdaş olmaktır… Yani toplumsal hayata karışıp ona müdahil olmak.
Hayatımız “baba” devletin elinde merkezileşen bir şiddet aracılığıyla hizaya sokulmak istenir hep. Baba korku salar, kural öğretir, boyun eğmeyi dayatır. Çünkü başka bir şey bilmez. Hayırlı evlat yalnızca babayı dinleyen evlattır. Baba karşısında bacak bacak üstüne atılmaz, sigara kahve içilmez. Sınırları baba devlet tarafından belirlenen alanlarda yapılan külhanbeylikler tehlikesizdir. Size çizilen sınırları, çizen gücün yasak saydığı yüksek bir ses tonuyla da savunabilirsiniz. Bunu yaparsanız azar işitmek yerine alkış bile alırsınız. Kafes hakkında özgürce fikir üretebilir, iki karış daha genişini talep edebilirsiniz ama fazlası babaya sökmez. Kafesi yok ve gereksiz sayamazsınız mesela… Çizmeyi aşmış olursunuz. Böyle bir özgürlük yok. Siz bir sanatçısınız ve üstelik “bağımsız” bir sanatçısınız. Leblebi demeniz için kimseden leb diye bir şey duymanıza gerek yok. Babanın gözünde bu yüzden değerlisiniz zaten. Size tanımlanan özgürlük, kafes kadardır. Fazlasını istemeyeceğinizi baba bilir. Fazlasını istemek, tehlikesiz alanı terk edip hayata karışmayı, ona dik dik bakmayı gerektirir. O zaman sahip olduğunuz her şey alınır elinizden, tehlikesiz sığınaklar yalan olur. Dımdızlak kalırsınız.

Topluma yalnızca meta olarak satılan sanat, toplumsal aydınlanma yerine toplumsal yozlaşma veya elitizme hizmet eder. Kültür ve sanat ihtiyacı toplum hayatından çıkartılmaya çalışılıyor. Ya sadece bir eğlence aracına indirgeniyor veya devletin dilini güçlendirmeye zorlanıyor. Korku hakim kılınıyor, işsizlik tehditi nedeniyle kültür ve sanat üretimi hayatı bilince dönüştürme kaygılarını terk etmeye zorlanıyor. Sanatına bir işlev yüklemekten kaçınan sanatçı, bunu özgürlüğünün bir gereği olarak değil, özgürlüksüzlük ortamının dayattığı korku yüzünden yapıyor aslında ama büyük bir narsist ego ile kuyruğu dik tutmaya çalışırken bu korkunun adını “özgür tercih” koyarak avunuyor. Sonuçta toplumsal hayattan yalıtılmış, kafesini sorun olarak görmek yerine kafesteki özgürlüğü yüceltip onun güzellemesini yapan bir sanatçı profili çıkıyor ortaya.

Kültür ve sanat alanının çoraklaştırılması, sanatçının korkutulup sindirilmesi ve onun sıkıştırıldığı köşeye aşık hale getirilmesi ve üstelik bunu kendi özgür tercihi gibi dillendirmesi, vahim ötesi bir hastalık halidir.  Kafes için tehdit oluşturmayan sanatçı, makbul ve evcil sanatçıdır. Muktedir ona değer verir, çünkü toplumu onun lehine ehlileştirmeye yardım eder.  “Hayır yahu, bana kimse telkinde bulunmuyor, ben istediğim şeyleri üretiyorum, kimse başıma dikilip şunu bunu yap demiyor” gibi karikatürize edebileceğimiz durum, aslında bir oto sansür durumudur. Bu durumun ebesi korku iklimidir ve korku iklimi, faşizmin dilini hakim kılarak yaratılıyor. Faşizmin zehirli diline, güçlü bir sanat diliyle karşı çıkmak gerekir… Güçlü bir siyasal söyleme emdirilmiş sanat yerine, güçlü bir sanatsal söyleme emdirilmiş siyaset diline ihtiyacımız var. Siyaset lafı geçti diye “sanatçının yalnızlığı” gibi baba teoriler üreten sanatçılarımızın hop oturup hop kalkmasına gerek yok… Kafeslerinde kalsınlar, her mevsim başka bir renge boyasınlar, risksiz mekanlarında mutlu mesut yaşasınlar.

Sanatçının yalnızlığı ne demektir?

FON4Burada söylenmek istenen, bireysellik ve ideolojik anlamda bağlantısızlıktır (bağımsızlık değil). Bağımsızlık, beyinsel anlamda özgürlüğü gerektirir… Bağlantısızlık ise; devletin veya muktedirin hoşuna gitmeyen sulara girmemek, girenlere selam vermemek yani hayata kayıtsız kalmak anlamına gelir. Kaçık bir huzurla yaşıyorsanız, kendinizi mutsuz ve etkisiz hissediyorsanız veya adam yerine konulmuyorsanız bunun sebebi kişisel eksiklikleriniz midir?  Yüz binlerce kişinin yüz binlerce anti-depresan ilaç tükettiği, kredi kartı borcu olmayan herkesin kendini zengin saydığı bir ülkede yaşıyoruz. Böyle bir ülkenin sanatçısının yalnızlığı yüceltip hayattan izole ürünler üretmek gibi bir seçeneği olur mu? Bu sanatçı aslında toplumda ruhsal anlamda bile olsa birikmeye başlayan isyan duygusunu uyuşturmaz mı?

Oysa tabii ki sanatçının üretim yaptığı, kendisiyle baş başa kalıp yoğunlaştığı, kafes yalnızlığından farklı bir yalnızlığa daldığı zamanları vardır. İçine dünyayı sığdırdığımız böyle yalnızlıklar zaten yalnızlık sayılmaz. Elbette ki sırf yalnız olmadığınızı hissetmek için bir akşamüstü iş çıkışında kalabalık metrobüs durağında oturup şiir yazın demiyor kimseye kimse. Bu yalnızlık, o yalnızlık değildir. Hayat ile hiçbir alacak vereceğinizin olmadığını düşünüyorsanız, yalnızın ta kendisisiniz zaten siz ve ayrıca teorisini yapmanıza gerek yok. Hayatın bir akışı vardır. Kurtuluş düşü görmeye ihtiyacı olan büyük yoksul çoğunluk için bugünün dünden daha güzel olması, bu akışı düzgün okumayı gerektirir. Bu okumada en önemli öğreticilerimizden biri, itaat etmeyen sanattır.

Çünkü özgürlük, kafesin dışındadır. Kafesin dışı işgal edilmiş gibi gözükse de, öyle kalması zor bir alandır. Orası sosyalizmi yeşerteceğimiz bahçemizdir.

Reklamlar

İşlemler

Information

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s




%d blogcu bunu beğendi: