Son Sığınak: Oruç

23 10 2012

Son Sığınak: Oruç

Hapishanelerde halen sürmekte ve kritik sürece girmekte olan bir açlık grevi var.  Açlık grevi ve ölüm orucu, hapishanelerde siyasi tutsakların tecrit ve tehdite karşı son sığınak olarak gündeme getirdikleri bir eylemdir.

Anladığım kadarıyle talepler şunlar:
1-Anadil üzerindeki baskıların kaldırılması ve anadilde savunma hakkı.
2-Öcalan üzerindeki ağırlaştırılmış tecritin kaldırılması.
Ne mi düşünüyorum?
Tecrit bir ceza değil, kime yapılırsa yapılsın işkencedir ve ben işkenceye karşıyım. Anadil konusunda ise hangi kuşun nasıl öteceğine, yavrusuna hangi ötüşü öğreteceğine kendisinin karar vermesi kadar doğal bir şeyin olmayacağını düşünürüm. Yani bu bahşedilen bir şey değil, doğuştan kazanılan özelliktir. Hak olmanın ötesindedir. Karganın bülbül gibi ötme mecburiyeti mi var? Anadilde savunma hakkı da öyle. Devlet açısından bu taleplerin hepsi üç saatlik toplantıda aşılır, fakat iş yokuşa sürülüyor.
Bunları düşünmem, şunları söylememe engel değil sanırım: F Tipi hapishanelerde tecrit altında tutulan devrimci tutsaklar haricinde, Kürt hareketinden tecrit altında başka kimse var mı? Öcalan açlık grevi yapmayı hiç denedi mi? Ayrıca, anadil hakkı ile hapishane koşullarını kafamda yan yana koyamıyorum. Böyle bir talep, hapishanelerde açlık grevi yaparak mı dile getirilir?
Bundan 11 yıl önce 9 Aralık 2000 günü Mehmet Bekaroğlu, Oral Çalışlar, Zülfü Livaneli, Can Dündar, Yaşar Kemal ve Orhan Pamuk gibi aydınlarla tutsaklar arasında bir görüşme yapılmıştı. TMY’de iyileştirmeler, hapishane koşulları, kimliksizleştirme tehditi ve F Tipi hücreler vardı hedefte. Bugün açlık grevine katılanlar, o gün buna gerek görmemiş, katılmamış, destek vermemiş ve katılanlarla aralarına mesafe koymuşlardı. Oysa bugünkü F Tipi hayatın startı o günlerde verilmişti. Görüşmeden bazı cümleler şöyleydi:
Mehmet Bekaroğlu: Talepleri yazın bize verin. (Daktilo edilip verildi.)
Tutuklu Temsilcisi: Söz veriyoruz TMY’yi şuna dönüştüreceğiz demeliler.
2. 8. 16. 17. maddeler. Asıl olan bunlar. Bu noktada bize bir irade beyanında bulunmalılar. TMY, Üçlü Protokol ve F Tipi iç içe, hepsinin bir arada tartışılması gerekir.
Tutuklu Temsilcisi: Cezaevlerinde örgütlü güç durumundayız. Devlet de bunu parçalamaya çalışıyor. Erteleme gibi tartışmalar bunun için yapılıyor. Yücel Sayman, bizzat savcının yanında devlet için “bunlar F tipine geçmek için iki yüz kişinin ölümünü göze almış” dedi. Ölüm orucu ve tepkiler başlayınca şimdi zamana oynamaya başladılar. Şimdiki oyunlarının nedeni de budur.
(Oral Çalışlar’ın “kanatlar meselesi” sözleri üzerine, tutuklular; onlar halka saldırıda her zaman çıkar birliği yaparlar dedi. Ecevit’in istikrarı sağlamanın yolu cezaevi hakimiyetidir sözlerini hatırlattılar)
Tutuklu Temsilcisi: Biz devrimciyiz, tabii ki, örgütlü olacağız. Tabii ki tartışacağız, halkımızı vatanımızı ilgilendiren her sorun bizim sorunumuzdur. Taleplerimiz ortada. Ayrıca bu direniş öyle bitmeli ki, yarın yeniden ölüm orucu yapmak zorunda kalınmamalıdır. Bu önemli. Bu görüşmeler tıkana da bilir. Tıkandığı yerde tıkayan biz olmayız, çözüm arayan da biz olmamalıyız. Çözüm arayan Bakan olmalıdır.
Sonuç?
Sonucu biliyorsunuz: Hayata Dönüş Operasyonu, katliam ve yıllar süren ölüm orucunda onlarca hasta, sakat ve yitirilen 122 devrimci.
Tecrite Hayır!
Anadil hak değil, insanın vazgeçilmezidir!